calismabarisi@gmail.com

Maaşları Geciktiren İşveren Karşısında İşçilerin Hakları

1.ÜCRET VE ÜCRETİN ÖDENMESİ

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 32. Maddesinde “Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. (Değişik ikinci fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödeme yapılabilir. Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka  hesapları dışında ödeyemezler.

(Ek fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) İşçinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesaplarına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkin diğer usûl ve esaslar anılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret ödemesi yapılamaz.

Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.

İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur.

Meyhane ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan dükkan ve mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi yapılamaz.

Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.” hüküm altına alınmak suretiyle ücretle ilgili olarak birçok konu hakkında, kanun koyucu tarafından belirli sınırlar çizilmeye çalışılmıştır.

Söz konusu olan bu sınırlar ile sırasıyla:

1-Ücretin tanımına yer verilmek suretiyle ücretin işveren veya üçüncü kişiler tarafından ödenebileceği hüküm altına alınmıştır.

2-Ücret ve eklerinin para ile ve söz konusu para cinsinin de özellikle Türk Lirası olarak ödenmesi kararlaştırılmıştır. (İstisna olarak iş sözleşmesi ile yabancı para cinsinden anlaşma yapılabilir.)

3-Ücret ve eklerinin özellikle banka kanalı ile ödenmesi gerektiği noktasında bir kırmızı çizgi çekilmiştir. (Son düzenleme ile 5 işçi üzerinde personeli çalıştıran işverenler için zorunludur.)

4-Senet, bono, kupon vb. araçlarla ücret ödemesi yapılamaz, ancak para ile ödeme yapılabilir hükmü konulmuştur.

5-Ücret ve ekleri en geç ayda bir ödenir, ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir şeklinde düzenleme yapılarak ücretin ödeme süreci ile ilgili bir azami sınırlama getirilmiştir.

6-İş sözleşmelerinin sonlandırılması sırasında tüm hak ve alacakların karşılıklı sonlandırılması gerekmekte olup, yani işçinin herhangi bir ücret alacağı kalmamalı, şeklinde yapılan düzenleme ile zayıf olan işçinin işten ayrıldıktan sonra işveren karşısında bağımlılık unsurunu ortadan kaldırmıştır.

7-Meyhane ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan dükkan ve mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi yapılamayacağı hükmü ile de işçi ve işçinin bakmakla yükümlü ailesi korunmaya çalışılmıştır.

8-Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş olarak bir azami sınır çizilmek suretiyle hem mahkemelerin yükü azaltılmaya çalışılmış hem de iş sözleşmesi sona eren işçilerin bir süre daha varsa alacakları koruma altına alınmıştır.

2.ÜCRETİN GÜNÜNDE ÖDENMEMESİ VE SONUÇLARI

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 34. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna maddeye göre: “Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.

Yukarıda yazılı kanun maddesinin ilk cümlesine göre; ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir.

Ücret ödeme günü ise genellikle 4857 sayılı İş Kanunu 32/f.4’e göre belirlenir. Söz konusu bu düzenleme iş sözleşmelerinde ya da toplu iş sözleşmelerinde yapılır. Belirlenmiş olan ücret ödeme gününden itibaren yirminci gün bitip yirmi birinci güne geçildiğinde işçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınması yasal olur. Örneğin yazılı iş sözleşmesinde “her ayın birinci günü olarak ücretin ödeme günü belirlenmiş ise yasal yirmi günlük süre takip eden ayın birinci günün bitiminden başlar ve dolayısıyla 20. Günün sonu itibari ile yanı 21. Gün işçi iş yapma edimini yerine getirmekten kaçınabilir. Yine kanun maddesi mücbir nedenden bahsetmek suretiyle işverene az da olsa bir  sınırı zorlama imkanı tanımıştır. Kanun maddesinde geçen mücbir neden ise Borçlar Kanun’ndan gelen bir kavramdır. Bu kavram herkes yönünden mutlak objektif bir nitelik taşır. İş kanunda yer alan mücbir sebebi kendi içinde değerlendirmek daha doğru olacaktır. Örneğin; Savaş, isyan gibi toplumsal nedenlerle; sel, deprem, yangın, yer kayması gibi doğal nedenlerden dolayı işyeri/işletmenin zarar görmesi kuşkusuz mücbir neden sayılır iken işletmenin içine düştüğü “ekonomik kriz” gibi nedenlerle işçinin ücretinin gecikmesi bu bağlamda mücbir neden konusunda tartışmalı bir konudur. Kişisel kanaatim ise bu konuda ekonomik krizin mücbir bir neden oluşturmadığı yönündedir. İşveren işçinin ücretini mücbir neden dışındaki bir sebepten ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde ödemez ise işçi iş görme borcunu yapmaktan kaçınabilir, başka bir deyişle işini yerine getirmez. Kanun metninin devamında yine işçilerin kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi bu durum grev olarak nitelenemez
3.ÜCRETİN ÖDENMEMESİ VEYA EKSİK ÖDENMESİ

4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-e fıkrasına göre; İşverenin işçinin ücretini eksik veya geç ödemesi işçi için bildirimsiz fesih nedenidir. Burada yer alan hükümde ise işverenin kastı vb başka kusur aranmamaktadır. Bu nedenle işveren hangi nedenle olursa olsun ücret ödeme yükümlülüğünü zamanında yerine getirmez ise işçi iş sözleşmesini feshedebilecektir. Bu durumda işverenin tamamen kusursuz olduğu durumlarda dahi işçi sözleşmeyi feshe yetkilidir.

Ücretin yasada veya iş sözleşmesinde belirtilen şekilde ödenmesi zorunludur. Belirtilen koşullara işverenin uymaması halinde işçi için bildirimsiz fesih hakkı doğacaktır. Ancak sözleşmeye uygulama da görüleceği üzere ücretin ödenmesi her ayın son haftası veya takip eden ayın ilk haftası gibi belirsiz bir zaman dilimi ya da ayın 20. Günü veya ayın 25. Günü gibi bir tarih yazmasına karşın bordrolaştırma problemleri nedeni ile işe girişlerde işçilerin ücretleri sürekli bir şekilde geciktirilmekte (eğer ki işçi ilk işe girişte ay sonunu tamamlayacak kadar ki ücret ödeniyorsa ücret geciktirilmemiş olur.)  ve söz konusu işçilerin ücretlerinin bir kısmı sürekli biçimde içeride kalmaktadır. Yine sözleşme ile ücretin ödeme günü belirlenmemiş ise her ayın son günü borç muaccel hale geleceği için takip eden ayın birinci günü ücretin ödenmesi en doğrusu olacaktır. Ayrıca ücretlerin gecikmesine ilişkin ödenmeyen her gün için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden gecikme faizi tutarının ödenmesi hüküm altına alınmıştır.

Görüldüğü gibi işçinin ücretinin eksik ödenmesi veya zamanında ödenmemesi hallerinde işverenin sorumluluğu söz konusu olmakta ve işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme yetkisi tanınmaktadır.

4.SONUÇ

4857 sayılı İş Kanunu ücretin ödenmesine ve özellikle zamanında ödenmesi haline ilişkin kesin ve kati hükümler getirmek suretiyle -Peygamber efendimizin dediği gibi’ işçinin ücretini alın teri kurumadan ödeyiniz’ şeklindeki mükemmel bakışıyla-  olayın ehemmiyetini belirtmektedir. Özellikle iş sözleşmesinde ücretin ödenmesine ilişkin bir hüküm yoksa eğer her ayın son günü ücret (borç) muaccel hale geleceğinden takip eden ayın 1. Günü ücret ödenmelidir. Aksi takdirde kanun koyucunun ortaya koyduğu şekliyle mevduata uygulanan en yüksek faiz işlemi uygulanması gerekmektedir.

Özellikle mevzuat ölçüsünde değerlendirmelerde bulunmaya çalıştıklarımız dışında işverenlerin çalışanlarının ücretlerini belirtilen zaman içinde ödemelerinin işçilerin moral ve motivasyon seviyelerini yükseltmek suretiyle çalışma aşk ve şevkini arttıracak olması nedeniyle çalışma barışı (http://www.calismabarisi.com) açısından büyük önem taşıdığı kanaatindeyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir