calismabarisi@gmail.com

İş Davalarına Son

Ülkemizde arabuluculuk 22.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile ilk olarak uygulanmaya başlanmış olup; alternatif ve hızlı uyuşmazlık çözüm yolu olarak kendisini göstermektedir. Adalet Bakanlığı tarafından 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı Taslağı 23. 03. 2016 tarihinde görüşlerini almak için ilgili kurum ve kuruluşlara gönderilmiştir. Söz konusu kanun tasarısı birçok yenilik getiren getirmektedir. Ancak daha çok işçi sendikaları tarafından “işveren taraflı” düzenleme olarak değerlendirilmekte ve bu bağlamda eleştirilmekte iken işveren sendikalarınca tasarıya tam destek verilmektedir. Bu yasa tasarısı TBMM’den geçmesi durumunda bir davanın ortalama 2 yıl sürdüğü gerçeği göz önünde bulundurulduğunda  arabuluculuk müessesesi ile anlaşmazlığın 1 gün gibi kısa bir sürede bitmiş olması her iki taraf için de yarar sağlayacaktır. (2015 Yılı verilerine göre: 3.4 milyon davanın ne kadarı iş davası? : % 18- Yargıtay’daki 750 bin davanın ne kadarı iş davası? : % 30)

Kanun tasarısına baktığımız zaman, zorunlu arabuluculuk başlığı altında ele alınan 3. maddeye göre, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda, yeni tasarı ile dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu olacak. Yani işçinin iş akdinin bitimi sonrası kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai ücreti gibi ücret alacakları talepleri varsa bu anlamda önce arabulucuya gidilecek; taraflar (işçi-işveren) arabulucu ile anlaşmaya varamadığı takdirde dava açabileceklerdir. Aksi takdirde, dava usulden reddedilecektir. Diğer bir deyişle arabulucuya başvurmak dava şartı olarak işçi ya da işverenin karşısına çıkacaktır.

Evet yukarıda saydığımız ve örnekelendirdiğimiz İş Hukuku’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar artık Arabulucu yoluyla çözümlenebilir. Arabuluculuk yasa tasarısı ile birlikte kimdir bu arabulucular? Ne iş yapacaklar? Arabulucuya nasıl gidilecek? gibi merak edilen pek çok soru karşımıza çıkmaktadır.

Arabulucular, bağımsız ve tarafsız üçüncü kişilerdir. Arabuluculuğa başvurma tamamen ihtiyari olup, müzakere edilen konularda anlaşma zorunluluğu yoktur. Arabuluculuk en basit şekliyle, tarafların  anlaşamadıkları hususları belirterek, yargıya gitmeden çözüm bulmaya çalışmasıdır. Arabulucuya henüz dava açmadan başvurulabileceği gibi, dava devam ederken herhangi bir aşamada da başvurulabilir. Bu anlaşma mahkeme hükmü niteliğinde olup, karşı tarafın anlaşmada belirtilen bedelleri ödememesi üzerine icraya dahi başvurulabilir. Elbette her iki tarafın da anlaştığı hususlar imzalanacağı için çoğu zaman icraya dahi gerek kalmayacaktır.

Yine Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun gizliliğini düzenleyen 4. maddesine göre, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu ve taraflar, arabuluculuk faaliyeti ile elde edilen bilgi ve belgeler ile diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür. Gizliliğin ihlali ise aynı kanunun 33. maddesinde düzenlenmiş olup, gizlilik yükümlülüğüne aykırı hareket ederek bir kişinin hukuken korunan menfaatine zarar görmesine neden olan kişi için altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılması düzenlenmiştir. Bu durumda, özellikle davalı olan işverenlerin aleyhine çıkan emsal teşkil edecek bir mahkeme kararı olmaması işverenin ticari itibarinin korunması açısından önemli olacaktır.

Arabulucuya gitmeyi, taraflar birlikte karar verecekleri gibi ücretini de birlikte ödeyeceklerdir ancak anlaşmada arabulucunun ücreti hususunda da mutabakata varılmak suretiyle bir tarafın ödemesine karar verilebilir.

Mahkemelerin ağır iş yükü sebebiyle, Türkiye’de yargılamanın çok uzun sürdüğü, bazen mahkeme kararlarının hem işçiyi hem de işvereni mutlu etmediği gerçektir. Mahkemelerde yazılı yargılama yöntemi uygulandığından, sözlü olarak belki de hiç kendini ifade etme imkanı bulamayan tarafların uzman bir arabulucu gözetiminde kendi istedikleri hususlarda karşı tarafla müzakere yoluyla bir anlaşmaya varması, hem daha kısa zamanda hem daha az para harcayarak hem de kendini ifade etme imkanı bularak uyuşmazlığı kesin  olarak çözüme kavuşturmasını sağlayacaktır. Ancak yasa tasarısında uzman arabuluculuk yapabilmek için sadece beş yıllık tecrübe sahibi hukukçuların uygun görülmüş olması üniversitelerde görevli iş hukukçularını ve bu işin denetimini yapmakta olan İş Müfettişlerini üzdüğü gerçeğini de belirtmeden geçemeyeceğiz. İş hukuku hocalarımızın ve İş Müfettişlerinin yazdıkları bilirkişi raporlarının İş Mahkemeleri ve Yargıtay nezdinde çok önemsendiği, İş mahkemesinde görevli hakimlerin doğru karar vermeleri adına yol gösterdiği bilinen gerçektir. Bu anlamda tasarı Yasalaşmadan önce uzman arabulucu olma şartlarına üniversitelerde görevli İş Hukuku Hocaları ile İş Müfettişlerinin yer verilmesi gerektiği (iş hukuku alanında hali hazırda eğitimli ve yetişmiş uzman kişi), aksi takdirde bu işin asıl uzmanlarının arabuluculuk müessesesinin dışına iteceği gerçeğini ortaya çıkaracaktır.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir