calismabarisi@gmail.com

İşveren İdari Para Cezasını İşçisine Rücu Edebilir Mi?

İşveren İdari Para Cezasını İşçisine Rücu Edebilir Mi?

Yazar;Halil Kale, halil_kale@hotmail.com

İş hayatının en önemli aktörleri işçi ve işverendir bu iki aktör birbirine iş sözleşmesi ile bağlanmıştır. İş sözleşmesinin taraflarının yükümlülükleri Yargıtay kararları ve 4857 sayılı iş kanunun  göre işçinin sadakat borcu, işi bizzat görme, işi özenle görme ve itaat borcudur, işverenin de ücret ödeme, işçiyi gözetme, yardımda bulunma ve araç gereç temin etmedir.[1]

İşçinin sadakat borcu ücret ve hizmet gibi iş sözleşmesinin ana edimlerinden olmadığı gibi karşılıklı edimlerinden de değildir. Sadakat borcu birçok yan edimler içeren, işçiyi sadece işyerinde değil, işyeri dışında da takip eden bir borçtur. Buna karşılık, yan edimlerin ihlal edilmesi işverene tazminat ve sınırlı hallerde sözleşmeyi haklı sebeple fesih imkânı tanımaktadır. İşçinin sadakat yükümlülüğünün konusunu oluşturan “yapma borcu niteliğindeki” olumlu davranışlarda bulunma borcu, öncelikle işverenin ve işyerinin çıkarlarının korunması biçiminde ortaya çıkar. İşçi, öyle bir davranış sergileyecektir ki, kendisi işveren veya işveren vekili olsaydı nasıl davranacak idiyse öyle yapacaktır.[2]

Çalışma hayatında kimi zaman işveren 3. Kişilere verilen zararlardan dolayı ciddi tazminatlar ödeyebilmekte veya yerine getirilmeyen yükümlülüklerden dolayı idari para cezaları ödenebilmektedir. İşverenler uygulanan idari para cezalarını haksız görebilmekte kendi kusurlarının bulunmadığını iddia edebilmektedirler. Bu durumda başvurulabilecek çeşitli yollar bulunmaktadır. İdari para cezasının haksız olduğu düşünülüyorsa idari para cezasının iptali talebiyle yargı yoluna başvurulabilir.

İdari para cezasının uygulanmasının nedeninin işçinin kusuru olduğu durumlarda yapılması gereken nedir?

Bu tip durumlarda işverenler işçisiyle olan yakınlığından dolayı herhangi bir işlem yapmayabilmekte veya söz konusu cezası işçisinden talep edebilmektedir. Bu talebin dayanağı 6098 sayışı Borçlar Kanunun 400. Maddesidir söz konusu maddeye göre; “İşçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur.” Burada dikkat edilmesi gereken zararın işçinin kusuru ile oluşmuş olması gerekmektedir maddenin gerekçesinde de “Maddenin birinci fıkrasında, işçinin işverene kusuruyla verdiği her türlü zararlardan sorumluluğu esası getirilmiştir. Buna göre işçi, ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu tutulacaktır.” denilerek sorumluluğun kusur sorumluluğu olduğu vurgulanmıştır. Kusur sorumluluğunun belirlenmesinde 400. Maddenin 2. Fıkrasında kusur sorumluluğunun belirlenmesinde tüketici olmayan hususlar belirtilmiştir bunlar; işin tehlikeli olup olmaması, uzmanlığı ve eğitimi gerektirip gerektirmemesi ile işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve nitelikleridir, göz önüne alınacak hususlar madde gerekçesine göre bunlarla sınırlı değildir başka hususlar da eklenebilir.

İdari para cezaları söz konusu olduğunu işçisinin kusuru olduğunu ispatlamak daha da zorlaşmaktadır. Bu açıdan dikkat edilmesi gereken hususlar ise işçinin yapılması veya yapılmaması gereken şeyler konusunda yükümlü olup olmadığı, bu konuda eğitim alıp almadığı, yapması veya yapmaması gereken şeyi bilip bilmediği önem kazanmaktadır. Bu konuda Yargıtay bir kararında sosyal güvenlik kurumuna sosyal güvenlik primlerini ödenmemesi konusunda kusuru olan işçiye idari para cezasının rücu edilmesine karar vermiştir. Söz konusu kararın ilgili kısmı şu şekildedir;

“Davacı vekili, davalının vakıf müdürü olarak çalıştığını, davalının kusurlu eylemleri neticesinde muhasebe işlemlerinde hatalar yapıldığını, bunun sonucunda müvekkilinin, Sosyal Güvenlik Kurumuna, prim gecikme zammı, işsizlik sigortası gecikme zammı ve idari para cezası ödemek zorunda kaldığını, vakıf toplantısında ödenen rakamın davalıdan rücu edilmesine karar verildiğini, komisyon raporlarında davalının bu işlemleri zamanında ve eksiksiz yürütmesi gerektiğinin tespit edildiğini, davalının görev ve sorumluluğunu kusur ve ihmalle yerine getirmeyerek davacıyı zarara uğrattığını beyanla zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı cevabının özeti:

Davalı vekili, dava konusu tazmini talep edilen gecikme zammı ve cezalara ilişkin sorumluluğun davacı vakfın mütevelli heyetinde olduğunu, davalının üzerine düşen sorumluluğu zamanında ve noksansız yerine getirdiğini, sorunun dava dışı işçilerin ücretlerinin SGK’ya eksik veya fazla bildirilmesinden kaynaklandığını, davalının işini davacı vakfın mütevelli heyeti kararlarına göre yaptığını, kusuru olmadığını, davalı vakıf yönetiminin 6111 sayılı yasadan faydalanmayarak vakfı zarara uğrattığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkeme kararının özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde karar, davalı tarafın savunmalarının araştırılması ve davanın aydınlatılması gerekçesiyle bozulmuş; anılan bozma ilamına uyulmakla alınan bilirkişi ek raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.”[3]

İdari para cezası konusunda iş kazasını geç bildirmekten işverenler ceza yiyebilmektedirler, bunun en büyük nedenlerinden biri de işçilerin yaşadığı küçük kazaları işverene bildirmemesi ve sonrasında sağlık sunucularına gidip iş kazası geçirdim diyerek tedavi olmalarıdır, işçi tedavi sonrasında da işverenine durumu anlatmazsa işverenler haberlerinin olmadığı bir iş kazasını bildirmemekten ceza yiyebilmektedirler bu durum da yukarı da belirtildiği gibi eğer işçi kazayı işverenine bildirme konusunu savsaklamışsa işverenin de iş kazalarının bildirilmesi konusunda talimatı varsa ve bu nedenle de ceza yemişse söz konusu ceza işçi kazayı yaşadığı anda işverenine bildirmediğinden işçiye dava açılarak rücu edilebilir.

Benzer bir konuda kamyonda denetim sırasında yeterli güvenlik ekipmanı bulunmadığından idari para cezasına maruz kalan bir işveren söz konusu durumu işçinin kusuru olarak sayıp haklı fesih nedeni öngörmüş ve işçinin sözleşmesini feshetmiş ve Yargıtay da bu durumu haklı fesih nedeni olarak saymıştır. Söz konusu kararın ilgili kısmı şu şekildedir; “Somut olayda; feshe konu trafik cezası 30.08.2009 tarihinde araçta bulunması gereken yelek reflektörü ve el lambasının eksik olması sebebi ile kesilmiş olup, dosya içerisine ibraz edilen ve davacının imzasını taşıyan zimmet tutanağı içeriğinden, bu ekipmanın davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, belirtilen ekipmanın sefer sırasında eksik olmasında davacının kusuru bulunmakta olup, bu davranışın 4857 sayılı Kanun 25/2-1 maddesi gereğince işverene iş sözleşmesini derhal fesih hakkı veren hallerden kabul edilmesi gerekir.”[4]

[1] Hukuk Genel Kurulu 2008/9-640 E., 2008/630 K.

[2] Fevzi Demir, Gönenç Demir, İşçinin Sadakat Borcu Ve Uygulaması, Kamu İş; C:11, S:1/2009

[3] 22. Hukuk Dairesi 2016/18953 E, 2016/20609 K.

[4] 22. Hukuk Dairesi 2012/8000 E. 2012/27112 K.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir