calismabarisi@gmail.com

İşe iade davası ile aynı anda kıdem tazminatı istenir mi?

İşe iade davası ile aynı anda kıdem tazminatı istenir mi?

Yazar;Halil Kale, halil_kale@hotmail.com

Çalışma hayatındaki en önemli sözleşme olan iş sözleşmesi kimi zaman çeşitli nedenlerle feshedilebilmektedir. Bu fesihler sonucunda çalışanların başvurabileceği iki adet yol bulunmaktadır;

  • Kıdem tazminatıi ihbar tazminatı, işçilik alacakları vs. alacaklar için arabulucuya başvurma anlaşma sağlanamazsa kıdem ihbar vs. alacak davası
  • İşe iade için arabulucuya başvurma anlaşma sağlanamazsa işe iade davası

Söz konusu yollar başvuru sırasına göre şu şekilde olabilir;

  • Önce işe iade başvurusu veya davası kesinleştikten sonra kıdem ihbar vs. alacak başvurusu veya davaları
  • Önce kıdem ihbar vs. alacak başvurusu veya davaları kesinleştikten sonra işe iade başvurusu veya davası
  • Her iki yola ve davaya da aynı anda başvurma

Uygulamada genellikle önce işe iade başvurusu ve davası açılmakta, anlaşma sağlandığında veya işe iade davası kazanıldığında ya işveren işçiyi işe başlatmakta işe başlatmaması halinde ise alacak başvurusu ve davası açılmaktadır. Fakat işe iade ve alacakları talep yollarına beraber başvurulduğunda veya önce alacak talebi yoluna daha sonra işe iade yoluna başvurulduğunda tereddütler oluşmaktadır.

Her iki yola ve davaya da aynı anda başvurma

Bir taraftan işe iade için arabulucuya başvurma diğer taraftan kıdem ihbar vs. tazminat ve işçilik alacakları için arabulucuya başvurma ve anlaşılamaması durumunda iki davanın da aynı anda devam etmesi durumu ile ilgili olarak Yargıtayın çeşitli kararları bulunmaktadır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2017 yılında verdiği bir kararında; “Yani davacı, davalı işverene karşı açmış olduğu işe iade davası devam ederken bu davayı açmıştır. İşe iade davası sırasında iş akdi askıda olduğu için kıdem ve ihbar tazminatı isteğine dair dava açılamaz. Dava tarihi itibariyle dava şartları oluşmadığından kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin usulden reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.[1]Diyerek işe iade davası açılmışken kıdem ve ihbar tazminatının istenemeyeceğini belirtmiştir. Bu durumdan farklı olarak Yargıtay 7. Ve 9. Hukuk Dairelerinin 2013, 2014 ve 2017 yılında verdiği kararlarında ise özetle; “İşe iade davasının red ile sonuçlanıp kesinleşmesi durumunda: feshin geçerli nedene dayandığının kabulü halinde davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretine hak kazanacağı, feshin haklı nedene dayandığının kabulü halinde davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, yıllık izne hak kazanacağı, işe iade davasının kabul edilerek işe iadeye karar verilmesi, davacının süresi içinde işe iade için başvurmaması halinde ilk fesih geçerli hale geleceğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izne hak kazanacağı, işe iade davasının kabul edilmesi işe iadeye karar verilmesi ancak davacının işe iade için süresi içinde işverence işe iade için başvurmaması halinde ilk fesih geçerli hale geleceğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağına hak kazanacağı, işe iade davasının kabul edilerek işe iadeye karar verilmesi, davacının işe başlamak için müracaat etmesi ve işverence işe başlatılmaması halinde ise artık yeni bir fesih söz konusu olacağından ve yeni bir davaya konu olacağından bu davada bu taleplerin usulden reddine karar verilmesi, davacının işe iadesine karar verilmesi ve işverence işe başlatılması halinde ise her üç alacağında reddine karar verilmesi gerekecektir.”[2]yukarıda belirtilen Yargıtay kararlarına göre işe iade davası ve alacak davalarını aynı anda açma konusunda tartışmalar devam etmektedir.

Önce kıdem ihbar vs. alacak başvurusu veya davaları kesinleştikten sonra işe iade başvurusu veya davası

Bilindiği üzere iş mahkemeleri kanunu değiştirilerek zorunlu arabuluculuk kurumu getirilmeden önce fesih tarihinden itibaren 30 gün içerisinde işe iade davası açmak gerekiyordu söz konusu 30 gün içerisinde kıdem tazminatı ihbar tazminatı vs. alacaklar için dava açılsa bile davada karar verilip kesinleşmesi işe iade davasının süre şartı olan 30 günü geçiyordu ve 2 dava aynı anda devam ediyordu. Fakat zorunlu arabuluculuk müessesesi işlemeye başladıktan sonra işe iade dava açma süresi olan 30 günlük süre içerisinde kıdem tazminatı ihbar tazminatı vs. alacaklar için yine arabulucuya gidilebilmekte ve arabulucu görüşmeleri anlaşma ile sonlanmakta ve arabulucu tutanağı mahkeme ilanı yerine geçmektedir. Bu durumda kıdem ve ihbar tazminatı almayı hak eden işçinin işe iade davası açıp açamayacağı sorunu doğmaktadır. Yukarıda anlattığımız nedenlerle zorunlu arabuluculuk sisteminden önce tazminat davalarının işe iade davası açmadan önce kesinleşebilmesi pratikte süre açısından çok zor olduğu için böyle problemle karşılaşılmamıştır bu yüzden bu konuda Yargıtay kararı bulunmamaktadır.

İki davayı birbiri ile karşılaştıracak olursak tazminat alacak davalarının konusunu fesih sonucunda işverenden istenebilecek tazminatlar oluşturmaktadır. İşe iade davasının konusunu ise işyerinden haksız veya geçersiz bir nedenle sözleşmenin tek taraflı fesih işleminin iptaline ilişkindir. Bu durumda işveren işçisini geçersiz veya haksız bir nedenle işten çıkarmışsa işçi kıdem ve ihbar tazminatını alsa dahi işe iade davası açabilmelidir. Kıdem ve ihbar tazminatı alacak davası sonucunda red kararı çıkarsa bu durum işe iade davasında delil teşkil edebilmekte ve aleyhe sonuçlar çıkabilmektedir. Alacak davası kesinleştikten sonra işe iade davası açılamayacağına dair herhangi bir kanun maddesi bulunmamaktadır. Alacak davası ve işe iade davalarının koruduğu menfaatler birbirinden farklı olduğundan alacak davası kesinleştikten sonra işe iade davası açılamaması farklı bir hukuki menfaati zedeleyeceğinden doğru bir yaklaşım değildir. Burada dikkat edilmesi gereken işçiye ödenen tazminatlar işe iade davası kazanılıp işçinin tekrar işe döndüğünde alacak ve borçları arasında mahsup edilmesi gerekir mahsup edilmediği durumda işçinin sebepsiz zenginleşme durumu söz konusu olabilir.

[1] 22. Hukuk Dairesi 2017/8603 E., 2017/21170 K.

[2] 7. Hukuk Dairesi 2013/12849 E., 2013/19293 K., 7. Hukuk Dairesi 2014/1006 E., 2014/3695 K., 9. Hukuk Dairesi 2015/7834 E.,  2017/1694 K.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir