calismabarisi@gmail.com

Kazadan kısa süre sonra kaza ile ilgisi olmayan bir hastalıktan vefat nedeni ile doktorun sorumluluğu(Yargıtay Kararı)

12. Ceza Dairesi 2017/1533 E.,  2017/2614 K.

Özet: Trafik kazası sonucu hastaneye gelen yaralının istenen tetkikleri yapmadan hastaneden ayrılması ve daha sonrasında mide ülseri ve komplikasyonları sonucu vefat etmesi olayında adli tıp kurumu raporuna göre kaza ile illiyet bağı kurulamadığından kovuşturmaya gerek yoktur kararı verilmesi.

 
“İçtihat Metni”

Mahkemesi : Kanun Yararına Bozma Bürosu

Şüpheli ölüm olayı ile ilgili yapılan soruşturma sonucunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09.06.2015 gün ve 2014/159302 esas, 2015/59527 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliği’nin 09.10.2015 gün ve 2015/2762 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, somut dosya kapsamına göre …. 2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasına ilişkin herhangi bir tutanak olmadığı gibi, bu konuyla ilgili soruşturma da yapılmadığı, müşteki olan müteveffanın kardeşi …’ın beyanına göre metrobüs kazası sonucunda müteveffanın direksiyon ile koltuk arasına sıkıştığının iddia edilmesi, yine müşteki olan müteveffanın eşi …’ın beyanında kazadan sonra evde istirahat eden eşinin sürekli “göğsümden bir şeyler akıp gidiyor” şeklinde beyanda bulunduğunun ifade edilmesi, yaşanan trafik kazası sonucunda yapılan tıbbi müdahalenin doğru olup olmadığına yönelik doktor ve diğer ilgili sağlık çalışanlarının ifadelerinin alınmaması dikkate alındığında, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla merciince itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi gereğince İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 09/10/2015 tarihli ve 2015/2762 değişik iş sayılı kararının bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 20.12.2016 gün ve 94660652-105-34-12928-2016-kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Tebliğ kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Ölen …’ın 09.11.2014 tarihinde trafik kazası geçirdiği, ilk tedavisinin Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapıldığı, araç içi trafik kazası ile getirilen kişinin ilk muayenesinde GKS: 15 bilinç açık koopere oryante olduğu, kafa travması olmadığını ifade ettiği, vitalleri stabil, sol alt kostalarda palpasyonla hassasiyet sağ ayak sağ ayak bileği ve sağ dizde hassasiyet olduğu, batın rahat, defans ve rebound olmadığı, spinal hassasiyeti olmadığı, hemogram tit biyokimya, etil alkol, Thorax BT ve travma grafileri istendiği, vitalleri stabil seyreden hastanın lateral malleol kırığı ile ortopediye konsülte edilmek üzere sarı alana yönlendirildiği, kısa bacak alçı yapıldığı, sonra hastanın tetkiklerini tamamlamadan izin almadan haber vermeden hastaneyi terk ettiği, olay tutanaklarına göre, olay akabinde ölenin şüpheli olarak beyanlarının alındığı, ancak buna ilişkin evrakların dosya içerisinde bulunmadığı, ölen yakını olan müşteki …’ın beyanlarına göre, metrobüs şöförü olan ölenin diğer metrobüsle çarpıştıkları sırada direksiyon ile koltuk arasına sıkıştığı, ölenin eşi …’ın beyanlarına göre, hastaneden taburcu edilen ölenin göğsünün kaza sırasında direksiyona gelmesi sebebiyle çürük olduğu, evde istirahatta iken ölen eşinin kendisine ” İçim yanıyor, bağrımdan ılık ılık bişeyler akıyor” dediği, bunun üzerine ambulansa haber verildiği, 112 ambulansı ile gelen doktorun ölenin karnında gaz olduğunu söyleyerek kendisine ilaç yazdığı, akabinde …2014 gece saat 03.00 sıralarında evinde rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırıldığı, saat 04.20 de vefat ettiği, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu Raporuna göre otopsisinde tarif edilen yaralanmaların lokalizasyonu özelliği ve ağırlığı bakımından ölüme neden olacak nitelikte olmadıkları, travmatik bir tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, otopsisinde batın boşluğunda 1200cc mide içeriği benzeri materyal boşaltıldığı, mide büyük kurvaturda pilorda 2,5cm çaplı, kenarları düzgün ülser perforasyon alanı görüldüğü, mide açıldığında içerisinde 15cm çaplı cerrahi ile yerleştirilmiş plastik balon olduğu, mukozada pili kaybı ve yer yer submukozal noktasal kanama alanları olduğu, mukozadan kabarık olmayan rüptüre ülser nişi izlendiği, histopatolojik incelemede midede ülser varlığı, ülser zemininde rüptür alanı, omentumda kronikleşen peritonit tespit edildiğine göre ölümünün mide ülser perforasyonu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, tutanaklara göre ölümün normal ölüm olarak kabul edilerek buna göre işlemlerin yapıldığı anlaşılmakla;
Her ne kadar ölen yakınları ölümün trafik kazası sonucu meydana gelmiş olabileceği ve ölene kaza akabinde ilk müdahale eden sağlık çalışanlarının olayda ihmallerinin olabileceği iddiasında bulunmuş iseler de, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu raporuna göre, ölende meydana gelen yaralanmaların ölüme neden olabilecek nitelikte olmamaları, ve ölümün mide ülser perforasyonu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmesi sebebiyle meydana gelen trafik kazası ile ölüm olayı arasında illiyet bağı kurulamayacağından kovuşturmaya yer olmadığına dair İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09.06.2015 tarihli kararı ile anılan karara ilişkin itirazın reddine dair İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliği’nin 09.10.2015 tarihli kararında bir isabetsizlik görülmemiş olup,
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden, İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliği’nin 09.10.2015 gün ve 2015/2762 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 30.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir